avatar

Merhaba Dünya...
... gelincik

10/07/2014
Serap Eflanlı

1960'lı yılların ortalarında, İstanbul şehrinin Üsküdar Doğancılar'ında, ahşap bir konakta, 9 ve 12 yaşlarında iki erkek çocuğu, kocası, kayınvalidesi, kayınpederi ve ev işlerine yardımcı olan cüce bir kadınla yaşayan 40 yaşında bir kadın, birgün yatak odasına bıraktığı notla evi terkeder. Neden? Nereye? Kime? Kiminle? sorularının yanıtları, anlatıcı tarafından, önceden gönül verdiği bir erkekle Kilyos'a gittiği yönündedir...

Aradan ne kadar geçtiğini, anlatıcı bilmiyor. Bir zaman sonra kadın, terkettiği eşini; birlikte yaşamını dönüştürmeye çalıştığı erkek, uzun hem de pek uzun zamandır ortalarda olmadığı için, (neden ortalarda olmadığı konusunda, anlatıcının bilgisi yok) aramak zorunda kalır. Kadın, Kilyos'ta bir oteldedir ve epeyce birikmiş otel borcu vardır. Terkedilen eş neden bilinmez, yanına iki erkek çocuğunu alarak, otele gider. (Karşılaşma anını bilemiyoruz.) Terkedilen eş, kadının otel borcunu öder ve iki çocuğu ve O'nu terkeden eşiyle birlikte otelden ayrılır. Anlatıcı tarafından verilen bilgi, otel yetkililerinin terkedilen eş'e, O'nun bu davranışı karşısında şaşırırlar, "... sizi tebrik mi etmeli" yoksa, "ne sersem adam" mı? demeli bilemedik" derler.

Bu durum yaşanırken herkes neler hissetti, bilemiyoruz.

Sonrasında kadın ve erkek arasında geçen konuşmaları, çocukların o sırada neler yaşadıklarını da bilemiyoruz.

Kadın, eski eş tarafından Kadıköy'de bir otele yerleştirilir. Bir süre orada kaldıktan ve ardından boşanma işlemi gerçekleştikten sonra, erkeğin evliyken ne amaçla aldığını bilemediğimiz (bu evin, çok önceden alınmış olduğu başka bir anlatıcı tarafından bildirilmiştir.) Acıbadem'deki 2 odalı eve, çocuklarıyla birlikte kadını yerleştirir. Biri ilkokul 4, diğeri ortaokul 2. sınıfta okuyan çocuklar, yeni okullarına kaydettirilirler. Çocuklar 2 odalı, bahçe içindeki minik evde, o zamana kadar alışık olmadıkları bir hayata başlarlar. 

Yeni durumun, 9 ve 12 yaşlarına kadar konakta yaşayan çocuklar üzerinde, ne etkiler bıraktığını da bilemiyoruz. 

1966 yılının, bir ekim gününün öğleden sonrasında, evin küçük oğlu ve komşu ablalardan biriyle, taksi çağrılır ve kadın Zeynep Kamil Hastane'sine götürülür. Ve kadın 2 gün sonra o minik eve, kucağında bir kız bebekle gelir.

Bu durumun da, erkek çocuklar üzerinde ne etkiler bıraktığını bilemiyoruz.

Kız bebek, kadın ve erkek çocuklarla, o evde 9,5 yıl birlikte yaşarlar. 

Bir ilkbahar gününde kadın ölür...

Kız bebeğin anılarındaki en belirgin şey; kadının içtiği "gelincik" sigarasıdır.

Yorumlar Yorum Yap

Son Yazılar