avatar

Güneş Yapan Kadın
limonata tadında...

13/08/2014
Serap Eflanlı

Büyük bir kırtasiye torbasıyla geldi. Uçuşuyordu yine. Torbayı bıraktı, her zamanki yerine yani, camın önündeki kanepeye oturdu ve limonata yapalım mı? dedi. Bu teklifi bekliyormuşcasına, çocuksu bir coşkuyla "eveeeeet" dedim; "yanında küçük tuzlu kurabiyelerle süper olur." Hazırlıklara başladık, tembel işi yaptığımız için, yarım saatte hazırdı, buz gibi, içinde bir dilim limon, üzerinde bir dal naneyle süslenmiş limonatalarımız. Yeşil seramik tabakta, çörekotlu kurabiyelerimizi de alarak oturduk yerlerimize.

Bugün sana, limonata tadında bir kardeşlik, arkadaşlık, akrabalık, yârenlik hikâyesi anlatacağım.

Bahçe içinde, bodrumu ve teras katıyla beş katlı bir apartmanın ve üç müstakil evin bulunduğu bir yerde geçti çocukluğum ve ilk gençliğim. Benim yaşadığım eve laf olsun diye müstakil denirdi; eğik tavanı, iki göz odası, tuvalet ve mutfağıyla, basbayağı müştemilattı aslında.

Bir gün o eve, okuldan tanıdığım iki abla geldi. Ellerindeki renkli kartonları, makas ve yapıştırıcıyı, açılır kapanır masamızın üzerine bıraktılar. Mutfak kapısının yanında iki duvarın kesiştiği yerin uygun olduğuna karar verdiler birlikte. Kırmızı kartondan yarım yuvarlak çıkartılar önce, sonra sarı şeritler ve iki farklı boyda, turuncu küçük yuvarlaklar kestiler. Ablalardan biraz şişman olanı, diğerine "sen sandalyenin üzerine çık, ben sana yapışkanlı parçaları vereririm sırasıyla yapıştırırsın" dedi. Tahmin etmiştim ortaya neyin çıkacağını ama, son âna kadar beklemek heyecan vericiydi. Kırmızı yarım yuvarlak yapıştı önce duvarın sağına. Sekiz adet sarı şerit, eşit aralıklarla, yarım yuvarlağın etrafına dizildiler. Her şeridin bir ortasına bir de en ucuna turuncu yuvarlaklar yapıştırıldı. Küçücük evimizin içine güneş doğuyordu. 

Şişman olan ablayla, uzun zaman sürdü abla-kardeş hallerimiz. Sonra yollarımız ayrıldı, nedensiz. Olmadık bir zaman ve yerde karşılaştık yıllar sonra. Duvarında hâlâ yarım güneşin durduğu evimize davet ettim bir gün Onu. Bezelye, pilav ve salatadan oluşan mükellef bir sofra hazırladım :) Kaldı mı o gece bizde hatırlamıyorum ama, çok uzun saatler sohbet ettik ve biliyorum ki güneşin duruyor olması duygulandırdı O'nu.

Çok geçmeden yengem oldu. Hemen ardından da hayatımdaki az sayıda kıymetlilerimden birinin annesi. 

Yine görüşmedik yıllarca, nedensiz. Sonra bir görüştük, pir görüştük. Araya giren onlarca yılın, olayın, anının acısını çıkartırcasına, pek çok  geceli gündüzlü zamanlar geçirdik. Bir gün geldi, büyü yine bozuldu; nedensiz.

Yoğunluklu görüştüğümüz zamanların birinde, bana "sen, sadece olayları anlatıyorsun, hiç duygularından söz etmiyorsun" demişti. Aralıklarla, uzun yıllar düşündüm bu sözü. Sonunda, olaylar sırasında neler hissettiğimi, her şey olup bittikten sonra, duygularımı anlatmamın gerekli olmadığına karar verdim. Zaten anlatırkenki, sesim, bakışım, bazı yerlerde boğazıma düğümlenenler ya da su gibi akanlar, nerden bileyim elimin bir jesti, kirpiklerimdeki bir titreme duygularımı anlatıyordur diye düşündüm. Çok az insanın söyledikleri yer etmiştir içimde, bu da onlardan biriydi. Duygular söylenmeyince, eksik kalmıyordu anlattıklarım; belki koruma kalkanımdı duygularımı dile dökmemem; oldu bitti geçti "ben sadece bil istedim" demekti belki de.

İlk 50 yılının sonunda, beynindeki tüm kiri, pisliği temizlettirdiğini öğrendiğim gün; çok telaşlandım ama, bunun hayırlı bir şey olduğunu düşündüm. Aradan on yıla yakın zaman geçmişti; bir gün aradı beni. İnsanın içine çok yer etmiş, eski sevgilisinin sesini duymak gibiydi hisetttiklerim. Karşılıklı heyecanlarımız hafifleyince, sanki araya hiç zaman girmemiş, birbirimize hiç kırılmamış, hiç kızmamış, daha dün Kadıköy'deki "Münih Birahanesi"nde içip, sohbet etmiş de öpüş koklaş ayrılmışız kıvamına geldik. 

O, 33 yıl önce, küçücük evimize güneş doğurtan kadındı; sonrasında olup bitenler, teferruattı...

............................

Durdu, iç çekti özlem ve keyifle. İster misin, yaşadığın bu küçük yere, güneş doğurtalım? dedi. Sevinçle kabul ettim. Ve O, 33 yıl öncenin şişman ablasının edasıyla, özenle kesmeye başladı kartonları. Şimdi ben, O'nun ne yapacağını bilerek, heyecanla sonucu bekledim.

 

Yorumlar Yorum Yap

Son Yazılar