avatar

İzler...
... tekne

11/08/2014
Serap Eflanlı

Üzgün, çok üzgün geldi. Fazla kalmayacağım ama, bunu sana anlatmadan da uyuyamayacağım, dedi.

70'lerde, O'nlar bizden farklı yaşıyorlardı. Suadiye'de, cadde üzerinde bir apartmanda, herkesin ayrı odasının olduğu geniş bir evde oturuyorlardı. İkiz'diler, benden biraz küçüktüler ama ben de küçüktüm. Anne modacı, baba yurtdışı gemilerinde çalışan bir sağlık memuruydu. Otomobilleri ve tekneleri vardı. Özenmezdim O'nların hayatlarına, çünkü bir parçasıydım zaten. Yazları her hafta sonu giderdim yanlarına, özenle sevgiyle karşılanırdım. Yemekler yendikten sonra, küçük bir yol sepeti hazırlanır, oltalar ve kolluklar alınır, tekneye gidilirdi. Kıçtan takmalı motor, baba tarafından yerine yerleştirilir, bizler yerlerimize oturduktan sonra, motorun ipi bir kaç kez çekilir ve tam yol ileri diye bağırırdı ikizlerin babası... Kıvır kıvır saçlarım, Fenerbahçe'den Adalar'a doğru yol almakta olan teknede o kadar çok üşürür ve çoğalırdı ki, küçücük ellerimle onları tutmaya çalışırken, bir yandan yüzüme vuran su damlalarını silerdim. Kınalıada açıklarında, artık acıkmış olurduk. İkizlerin babası sandviçlerimizi hazırlar, kendine de bir bira açar, ayrı ayrı hepimize sevgiyle bakar, keyifle sallanan teknenin kenarından çaparisini sallardı denize. Bazen üç, bazen on, bazen hiç. Ama her seferinde keyifle... Bizler de karnımızı doyurduktan sonra atlardık denize, O da bağırırdı arkamızdan, çocuklar, tok karnına denize girilmez diye. 

Kaç yıl sürdü bu durum hatırlamıyorum ama, bugün ikizlerin babasının gidişi, o günleri hatırlattı aynı canlılığıyla ama hüzünle. Çocukluk çok acayip bir şey. Neyi kaydedip, neyi kaydetmediğini, o günlere ait birilerini kaybettiğinde farkediyorsun.

Ölümü elbette kabulleniyorum ama, yine de göğsümdeki ağırlıktan kurtulamıyorum, dedi. Sımsıkı sarıldık birbirimize, canını acıtan ne varsa almak istedim ama, boşuna.

Yorumlar Yorum Yap

Son Yazılar