Hep "geride bir şeyler var" diye düşünerek, önümüzdekileri göremiyoruz.
Bir şey kurgularsın hayatınla ilgili, nerden bileyim işte, şunlar şunlar olsun, bunlar bunlar olmasın, bir de şöyle şöyle şeyler olursa süper olur, diye...
İçinde olduğumuz her durumu biz yaratırız. Dolayısıyla çıkan sonuçlardan da sorumluyuz.
"Mümkünse" sakince düşünmeli ve becerebiliyorsak anlamalıyız. Zorluyorsa çıkan sonucun getirdiği duygu ve düşünce durumu bizi, yine "mümkünse" biraz geri çekilip, derin bir nefes alıp, adımları takip edip, bilebildiğimiz, anlayabildiğimiz kadarıyla, içten ve karşıdan bakıp, durumu değerlendirmeliyiz. Haaa! Yapamıyor muyuz, dağılmış, parçalanmış, çığlık atarken bulup; engelleyemiyor muyuz zavallı kendimizi? O zaman kurguyu ya da varolan durumu gören gözlerimizi değiştirmeliyiz.
Güldürürken düşündüren çizimler, anlatımlar vardır ya; aynen böyle kendimizle yaşadıklarımız... Kendimizden, bize öğretilenlerden, başkalarında gördüklerimizden, bile bilmeye her türlü insan hallerinden yola çıkarak, kendi stand-up'ımızı sahneleriz. Bazen çok beğeni ve alkış alırız, bir gelen bir daha gelir, dilden dile yayılır performansımız; bazen de, sönük bir kaç alkışla, bize ayrılmış küçük odada, yüzümüzdeki makyajla, ayna karşısında kalıveririz öylece...
Asıl olan bugün sahnede ya da ayna karşısında kaldığımız "o ân"dır...
............
"İnsan geçmişi silerek hep genç, hep taze kalır.
Hiçbir zaman eskiyip bozulmaz.
O zaman, karanlık, yoz düşüncelere zihinde yer kalmaz..."
............
J. Krishnamurti