Bütün önlemlere karşın, bir varlık O'nda yer edinmeye çalışmıştı... ve kadın O'nunla vedalaştı...
...................................
"sen önemsiz buldukça kendini,
başkaları hep önemli olacak.
yapma...
korkma benden e mi?"
..............................
Öyle bir heyecanla geldi ki, ben O'nu nicedir görmediğimi, sesini duymadığımı unutttum.
Bazen bir yerlerden, bir şeyler öğrenmiş, kendini anlamış ve çözmüş olarak gelirdi. Bu gelişi bitirmiş; güzel ve ürtücü ama karmakarışıktı.
Biliyor musun güzelcim, ben belki de kendim dahil, ilk defa bu kadar net birini tanıdım. Alttan alta biliyorum, hissediyorum O'nun da kavgaları, açmazları, zaafları olduğunu ama, o kadar bilerek, farkederek anlatıyor ki kendini; küstahlık bile şık duruyor O'nda. Uzatmıyor, girintili çıkıntılı konuşmuyor. Soruları net, yanıtları net. O, bu kadar net olunca, ya da senin bu gizemli netliğe karşı bir argümanın yoksa, susuyor ve O'nun verdiği yanıtlarla duruyor ve düşünüyorsun.
...................................
Bir yerlerde, birilerine "çare" olabilmişsen hep, çaresizliğini anlatmak ve anlaşılması zor; çok zor oluyor be güzelcim...
Başka başka nedenlerle yolları kesişir insanların ve başka nedenlerle ayrılır...
Bazen kendimi, bir araba dolusu konuşup da, hiç birşey demeyen politikacılar gibi hissediyorum. Bu belki de, neyi nasıl anlatacağımı bilmemekten ya da sadece bilmemekten.
Herkes, herkesin söylediğini, kendi dünyası, gözü, penceresinden görür ve anlarsa ve bunun üzerine de bir dolu yanlış anlaşılmalar olursa, niye konuşuyoruz? niye dinliyoruz ki? Bazı konuşmacılara ve konuşulanlara zaten kapalıyız. Onlar ne derlerse desinler, bize bir şey ifade etmeyecekse, neden dinliyoruz?
Kimi durumlar var; onları hep "bir arkadaşın" hikâyesi olarak anlatırız. Nerden bileyim işte bir doktora gideriz, kendimizle ilgili anlattıklarımızın sonuna, "bir arkadaşımın da ......" diye başlayan bir sorunu anlatır, şifa olmasını isteriz. Sonra aldığımız bilgilerle eczaneye gider, yine "bir arkadaş için......" diye başlayan cümleyle ilacı alır; gönül ve kafa karışıklığıyla eve gelir, uzun zaman ilaç kutularıyla bakışırız. Acep, doktora yeteri kadar gerçek bilgiler vermiş ve bu doğrultuda gerçek ilaçları almış mıyızdır? Bir paranoyağın hikâyesini anlatarak aldığımız ilaçlar, paranoyaklığımızı yükseltmiştir?
...................................
Karmakarışıktı... İkimiz için de zordu... Özde ne anlatmaya çalışıyordu? Canını sıkan neydi? Gerçekten ne durumdaydı? Güçlü mü, güçsüz mü; ağlamaklı ya da değil mi???
...................................
Aniden ağlamaya başladı; sonra toparladı kendini... "Ben" dedi, son yüzyılın tanıdığı, tanımayanın kendine kayıp sayması gereken bir kadının kızıyım. Özel bir kadının, çok özel bir kızıyım... Kendimi ve haddimi bilirim... Geride durabilirim.. Ötekini anlarım...
...................................
Gelişi, duruşu, konuşması, sessizliği, küskün ve ağlamaklı oluşuna, daha önce böylesine tanıklık etmemiştim. Belli ki canı acıyordu ve gözlerinden anladım; bu kez uyuyunca geçmeyecekti.. Düşündüm sonra, O, özel bir kadındı ve bu her neyse hallederdi... Ama bana rağmen yalnızdı...
...................................