Kıvırcıklığımızdan mıdır nedir? Kesişmişti yollarımız. Sonra gördük ki, aynı şeyleri izliyor, aynı hallere gülüyor ya da hüzünleniyor; aynı müziklerden zevk alıyor ve aynı kitapları okuyorduk. Temelde ayrıydı hayatlarımız; hatta ben imrenirdim O'nun aile ve evlilik ilişkisine. Benden küçük olmasına rağmen, beni sıkan, yoran, üzen ne varsa, O'nunla bir öğle yemeği sohbetinde anlamsızlaşır, hafifler, dağılırdı. Zamanla ayrı ayrı hayatların içinde gelişen beğenilerimizi paylaşmaya başladık. Başbaşa ya da topluca tatillerimiz oldu. Kendimizle ve herkes ve her şeyle eğlenir, üzerine saatlerce konuşur ama dedikodu yapmazdık! Kendimize yönelik çıkarsamalar yaptığımız eğlenceli sohbetlerdi onlar. Güldüğümüz filmleri dillendirirdik de, ağladıklarımızı pek göstermezdik birbirimize; ekstradan üzmeyelim diye birbirimizi.
Makarna en kıymet verdiğimiz yemekti. Arabiata benim favorimdi ama, o acı sevmediğinden, arabiatının sosunu ekmekle sıyıran halimi hayretle izlerdi. Patlıcanlı penneyi ikimiz de severdik ve onun için ödediğimiz acayip paraları dert etmezdik; ıspanaklı spagetti'nin fıstıkları ekstradan O'nundu; ben fıstık sevmezdim. Hemen her şeyi paylaşırdık, yiyecek olarak ama, her birimizin önündeki otuzar parçalık suşiler için sorun çıkartabilirdik; paylaşamazdık. En hassas konumuzdu suşi, o yıllarda :)
Özel zamanlarda kitap hediye ederdik birbirimize... Ama aynısından iki tane alır, birinin içine, mesaj yazar verir, diğerine yer ve tarih notu düşerdik kendimiz için. Yabancılık çekmezdik birbirimizin mekânlarında ama, en tanıdık yer kitaplıklarımızdı.
...........................
Geçenlerde kitaplığımda O'nun hediye etmiş olduğu, Dido Saturuyi'nun "Benden Selâm Söyle Anadolu'ya" kitabını buldum. İçinde "... her zaman yanımda olacağından emin olduğum pıtırı'ma" yazıyordu.
Yıllar önce bu dost, bugün hâlâ nedenini bilmediğim bir nedenden, bana gönül koydu ve bir doğum günümde, Engin Gençtan'ın "İnsan Olmak" kitabını hediye etti; benim o kitabı çoook zaman önce okumuş olduğumu bilmeden. Bir zamanlar kitapları, çarpıcı isimlerine göre alır, içinde de o isme gönderme yapan sözler arar, bulduklarımızı da cümle içinde kullanırdık.
Kitapları isimlerine göre değil, içeriklerine göre seçmek ve öncelikle okumuş olmak gerekir, diye düşündüm.
Üzüldüm ama, farklı zamanlar ve hallerde hediye etmiş olduğu kitaplardan yola çıkarak artık, benim için de O'nunla vedalaşma zamanımın geldiğini anladım...
Sevgilerimle...
...........................
bu da senden bana kalan...