hayat matematik mi?
Bir insan, ne sorsan bilir mi? Filmleri sahnesi sahnesine, kitapları kelimesi kelimesine anlatır mı? Girdiği sınavların, ilgi alanındaki sorularında, niye bir doğruyu götürsün diye, üç yanlış yapmaz, tamamına doğru cevap verir? Bir soruda kafası karışıp, yanlış şıkkı işaretlemez? Yapacağı işi, önce analiz edip, sonra ince ince yapar mı? Aman canım yaaa, bu da böyle oluversin; düzeltiriz gerekirse, demez mi? İnsan ilişkilerinde, karşısındaki kim olursa...
korkuyom be yaaa!
Ne diyeceksin, çok merak ediyorum. Eski bir dosttan, artık aklımda O'nu nerelere koymuşsam, şaşırdığım bir hikâye dinledim; hemen sana dedikodu yapmaya geldim dedi ve şen bir kahkaha atarak içeriye girdi. Bakma güldüğüme, yaptığım yersiz espri sinirimi bozdu. Pek de gülünç bir hikâye değildi dinlediğim. Benim sustuğum, O'nun anlattığı özel bir "sohbet"i paylaşacağım seninle. Ama şöyle düşünüyorum, birine bir şey anlattıktan sonra, o artık senden...
... renkler...
"Bu ne ya! Acayip yakışmış", dedim içimden. Sarı, kırmızı, yeşil renklerde, etekleri ve kolları dağınık kesimli, yere kadar uzanan, yemeni kumaşından elbisesi ve kırmızı gözlükleriyle kapıda belirdiğinde; "aynı bedende, hem asaleti, hem âsiliği nasıl böylesine uyumla taşıyor"? diye düşündüm. Gözlerim parladı. O, her zamankinden daha büyük bir ışıltıyla girdi içeriye. ............................... Çakıl taşlarını düşünüyorum bir süredir, diye başladı söze. Çocukluğumdan beri, gittiğim her...
... etiketlemek
Rutubet kokusu, yoksulluğu, Kapalı yerde kurumuş çamaşır kokusu, bekâr erkekleri, Çürümüş soğan kokusu, yalnızlığı, Kavrulmuş soğan kokusu, anneli evleri, Anason kokusu, babalı evleri, Taze demlenmiş çay kokusu, kalabalık aileleri, Giysilere sinmiş yağ kokusu, birahaneleri, Kimyasal ev parfümleri, samimiyetsizliği, İyot kokusu, içinden deniz geçen şehri, Çamaşır suyu kokusu, temizliği, Beyaz sabun kokusu, çamaşırların elde yıkandığı zamanları, Soba kokusu, hikâyesi olan evleri,...
... ve suşi...
"Nasıl yaaa! Böyle bir eve doğdun, 20 yıl yaşadın ve şimdi suşi'siz yaşayamıyorsun, öyle mi?" diye sordu hayretle. Bu soruyu O da, hayretle karşıladı. Doğup büyüdüğü evle, yediğinin, içtiğinin ne ilgisi vardı? Bugünden bakıldığında yoksul denilebilecek bir hayattı. Ancak O'nlar hiç bir şeyin eksikliğini yaşamıyorlardı; herkes aşağı yukarı aynı şekilde yaşadığı içindi belki bu. Güvenle barınıyorlar, eğitim alıyor, bakım görüyor ve en...
... öldüysen, ara söyle bence
Günlerdir O'nun anlattıklarını düşünüyor, bir yandan yazdıklarıma bakıyordum, bazı yazılarda, yaptığım yazım hatalarımı düzeltmeye çalışıyordum, kapı çalındığında. Tık tık sesi, heyecanlandırdı beni. Ama ne kadar bekletebilirdim ki, açtım kapıyı, girdi içeri. Neredesin ya hû! Özledim seni, bir süredir senden gizli yazmaya başladım farkettin mi dedi, ayakkabılarını çıkartırken. Evet farkettim ve bana gereksinimin kalmayacak diye de korkmadım değil hani, dedim. Olur mu canım ya...
... hiç değilse...
Hiç mi bir şey yapamaz insan ya hû? Hiç mi bir konuda beceri gösteremez, kafa çalıştıramaz, akıl yürütemez, fikir beyân edemez, iş bilemez? Gelmiş kaç yaşına? Kaç yaşına hakkaten? Neyse, hâlâ küçücük bir organizasyonu bile yapamıyor. En basit şey; bir yeri arayacak, fiyat alacak, bunu ilgililere bildirecek; günü ve saati tespit edip, iş arkadaşlarıyla paylaşacak ve güzel bir sabah kahvaltısı...
... ve ırkçılık...
Öylesine hızla çalındı ki kapı, herhalde O değil ama, peki O değilse kim? diye düşünerek gittim kapıyı açmaya. Sen söylemeden ben diyeyim, yine alev alev, yel yepelek geldim sana di mi? Öyle ama. Bir süredir hayatım, hayattaki duruşum, canımın istediği, bildiğim, hayal ettiğim gibi, kavgasız ve sakin. Hayatla ilgili ortalama bir şeyleri bilmek, bilmediklerim için de "bilmiyorum" diyebilmek, bildiklerim dışında bir şeyler...
... puzzle
Büyümüyor mu acaba? Küçük bir kız çocuğu gibi gölgesi hâlâ. Biraz yorgunluk ve hüzün oturmuş gözlerine ama hınzır, muzip ışıklar çakıyor yine de. Bir şeyler eksik gibi; ma tam gibi de duruyor, bir yandan. Net, dertsiz, hayatı, insanları ve en çok da kendini olduğu gibi kabullenmiş hissi veriyor... hep bir soru işareti oluşturuyor bu hâli karşı tarafta. Fena sayılmayacak güzellikte bir kadın...
limonata tadında...
Büyük bir kırtasiye torbasıyla geldi. Uçuşuyordu yine. Torbayı bıraktı, her zamanki yerine yani, camın önündeki kanepeye oturdu ve limonata yapalım mı? dedi. Bu teklifi bekliyormuşcasına, çocuksu bir coşkuyla "eveeeeet" dedim; "yanında küçük tuzlu kurabiyelerle süper olur." Hazırlıklara başladık, tembel işi yaptığımız için, yarım saatte hazırdı, buz gibi, içinde bir dilim limon, üzerinde bir dal naneyle süslenmiş limonatalarımız. Yeşil seramik tabakta, çörekotlu kurabiyelerimizi...